(((===)))
<%ArchiveInfo%>

Bir BERİL Teknoloji projesidir Blogcu.com ana sayfa (((===))) - Blogcu



(((===)))

Tanım

"Atatürk'ün Milliyetçilik ile İlgili Bazı Sözleri.................................................." Diyarbakırlı, Vanlı, Erzurumlu, Trakyalı her bir soyun evlatları ve aynı cevherin damarlarıdır.Biz doğrudan doğruya milliyetperveriz ve Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanağı Türk toplumudur. Bu toplumun fertleri ne kadar Türk kültürü ile dolu olursa, o topluma dayanan Cumhuriyet de, o kadar kuvvetli olur. Biz öyle milliyetçileriz ki, bizimle işbirliği yapan bütün milletlere saygı d


Bağlantılarım

» Ana Sayfa
» Profilim
» Arşiv
» Arkadaşlarım

 

                                      YETER ARTIK!!!

 

Yetkililer, ´´Kanları yerde kalmayacak´´ edebiyatını sürdürüyor.Şehit tabutları peşpeşe geliyor...

Hükümet, ABD yalanlarına kanıp bekleyedursun; Türkiye yine acı haberle yıkıldı. .Şırnak'ta teröristlerin açtığı ilk ateş sonucunda 2 asker şehit oldu

PKK'nın 15 Ağustos 1984'ten bu yana sürdürdüğü kanlı saldırılar dün de sürdü. Dün yurdun bir çok yerinden terör olayları yaşandı. Şırnak'taki Küpeli Dağı Seslice bölgesinde terör örgütü PKK üyeleri ile güvenlik güçleri arasında çatışma çıktı. Çatışmada piyade er Kadir Özdemir ile piyade onbaşı Yakup Pak'ın şehit oldu

BÖLGEDE hava destekli büyük b.ir operasyon başlatıldı. Çatışmada şehit düşen er Yakup Pak'ın Adana'nın Ceyhan ilçesini nüfusuna kayıtlı olduğu öğrenildi. Adana'nın Ceyhan ilçesine bağlı Küçük Kırım Mahallesi'nde ikamet eden Yakup Pak'ın ailesi acı haberi duyunca fenalık geçirdi.

Yetkililerimiz her terör olayından sonra 'Kanları yerde kalmalacak'' açıklamalarına devam ede dursun, Türkiye yine acı haberle yıkıldı. PKK'nın 15 Ağustos 1984'ten bu yana sürdürdüğü kanlı saldırılar dün de sürdü. Şırnak'taki Küpeli Dağı'nda PKK üyeleri ile güvenlik güçleri arasında çatışma çıktı. Olay sonucu iki asker şehit oldu.

Şırnak Valiliğinden yapilan yazılı açıklamada, önceki gece güvenlik güçlerince Küpeli Dağı Seslice bölgesinde icra edilen operasyon sirasında bir grup terör örgütü PKK mensubu ile çatışma çıktığı belirtildi. Açıklamada, çatışmada teröristlerin açtığı ilk ateş sonucunda

piyade er Kadir Özdemir ile piyade onbaşı Yakup Pak'ın şehit olduğu, kaydedildi.

Ailesi yıkıldı

Çatışmada şehit düşen er Yakup Pak'ın Adana'nın Ceyhan ilçesini nüfusuna kayıtlı olduğu öğrenildi. Adana'nın Ceyhan ilçesine bağlı Küçük Kırım Mahallesi'nde ikamet eden Yakup Pak'ın ailesi acı haberi duyunca fenalık geçirdi.

Yetkililer, teröristlerin yakalanması için operasyonların devam ettiğini bildirdi.

Tunceli'de esrarengiz patlama

Tunceli'de,ise nedeni belirlenemeyen patlama meydana geldi.

Alınan ilk bilgilere göre, Alibaba Mahallesi polis lojmanları girişinde meydana gelen ve henüz nedeni belli olmayan patlamayla ilgili inceleme başlatıldı. Şehrin her tarafından duyulacak kadar büyük bir gürültüyle meydana geldiği belirtilen patlamada ölen ya da yaralanan olmadı.Olayla ilgili inceleme devam ediyor.

3 tutuklama

Öte yandan Antalya'nın Alanya ilçesinde düzenlenen terör örgütü operasyonunda yakalanan ve aralarında geçen yılın Nisan ayında Kuşadası'nda patlayan bombayı yerleştiren bir kadının da bulunduğu 3 kişi tutuklandı.

Polis ekiplerince düzenlenen ve 4 gün süren operasyon sonucu yakalanan terör örgütü üyesi R.Y. adlı kadın ile E.K. ve V.T, adliyeye sevk edildi.

Alanya Nöbetçi Asliye Ceza Mahkemesinde sabah saatlerine kadar süren duruşmadan sonra, terör örgütü mensubu 3 kişi tutuklanarak Alanya Cezaevine konuldu.Tutukluların, bugün İzmir'e gönderileceği bildirildi.
 
Molotof hazırlayan çocuk

Adana'da, molotof kokteyli hazırlayan bir çocuk yakalandı. Edinilen bilgilere göre ihbar üzerine harekete geçen Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Gülbahçesi mahallesindeki boş bir tarlada molotof kokteyli hazırlayan 4 çocuktan 1'ini yakaladı. Diğer 3 çocuk operasyon sırasında kaçarken gözaltına alınan M.N'nin (13), yaşı küçük olduğu için Çocuk Şube Müdürlüğüne teslim edildiği belirtildi.

Baskın sırasında kullanılmaya hazır 2 molotof kokteyli ile molotof yapımında kullanılan 16 şişe, 2 şişe benzin, 2 kilo deterjan 5 yumurta ve 6 çiklet bulundu. Ayrıca, 2 adet örgüt flaması da ele geçirildi.


Tarih: 16:40, 17/8/2006 Kategori: Siyaset
Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı

İŞTE GS NİN İÇLER ACISI HALİNİ GÖRÜN!!!!!!!!!!


Tarih: 18:46, 14/8/2006 Kategori: Spor
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

                            ÇOCUĞUN DİLİNDEN  ÇOCUK TERBİYESİ

 

                              SEVGİLİ ANNECİĞİM VE SEVGİLİ BABACIĞIM!

     Devamlı bir büyüme ve değişme çağı içindeyim.Sizin çocuğunuz olsam da sizden ayrı bir kişilik gelişiyor bende . Ne olur beni tanımaya ve anlamaya çalışın.Ben deneyerek ,öğrenirim.    Oyunda arkadaşlıkta ve çalışmalarımda  bana biraz hürriyet tanıyın.Beni her yerde ,her an koruyup kollamayın,uzaktan kontrol edin .Davranışlarımın sonuçlarını kendim  de görsem daha iyi öğrenirim.

 

    Sakın ola ki beni şımartmayın. Hep çocuk kalmak isterim sonra.Her istediğimi yapmayın.Bazen yalnızca neler koparabileceğimi görmek için isterim.Bana yerli yersiz ,hele yerine getiremeyeceğiniz  sözü hiç vermeyin.Sözünüzü tutamayınca sizlere güvenim azalıyor.

 

    Bana kesin ve kararlı davranmaktan çekinmeyin. Fikrinizi değiştirip durmayın.Bir karar verin ve ona sadık kalın. Yoldan saptığımı gördüğünüzde beni uyarın. Koyduğunuz kural ve yasakların hepsini beğendiğimi  söyleyemem. Ancak  hiç kısıtlanmayınca da, başı boş kalıp ne yapacağımı şaşırıyorum. Kararsız kaldığınızı görünce, hem bocalıyor,hem de bundan faydalanmadan edemiyorum.  Öğütlerinizden çok  davranışlarınızdan etkilendiğimi  sakın unutmayın. Birbirinizle münakaşa ve geçimsizlikler beni çok yaralar ve devamlı tedirgin eder.

 

    Çok konuşup çok bağırmayın! O zaman benim içimden de bağırmak geliyor.Yumuşak ve kesin sözler bende daha iyi iz bırakır. “Ben senin yaşında iken ....” diye başlayan sözleri  kulak arkasına atarım. Küçük suçlarımı büyük suçlarmış gibi başıma kakmayın.Bana biraz da yanılma payı bırakın. Beni kokutup ,sindirerek ,suçluluk duygusu aşılayarak uslandırmaya çalışmayın!  Ceza vermeden önce de  beni bir kez dinleyin. Öğrenmeye en yatkın olduğum anlar,soru sorduğum zamanlardır.Açıklamalarınız  kısa ve özlü olsun! Beni yapamayacağım işlere zorlamayın! Bana güvendiğinizi belli edin, destekleyin,teşvik edin!  Beni başka çocuklarla karşılaştırıp ölçmeyin! Yaşımın üstünde  olgunluk beklemeyin!  Beni köşeye sıkıştırmaya çalışmayın; sora yalana sığınmak zorunda kalırım. Benim için her şeyi siz yaparsanız kendim için hiçbir şey  yapmayı öğrenemem.

 

    Kızgınlığınızı haklı görebilirim,ama ne olur beni aşağılamayın!  Hele başkalarının  yanında asla! Unutmayın  ki ben de  sizi yabancıların  önünde  güç durumlara düşürebilecek çok şeyler biliyorum. Bana kendinizi yanılmaz ve erişilmez göstermeye çalışmayın!  Biliyorum ; ara sıra sizi  üzüyorum. Benden “ örnek çocuk “ olmamı istemezseniz, ben de sizden kusursuz  bir ana ve baba olmanızı beklemem. Sevimli ve anlayışlı olmanız bana yeter de artar bile.Sevgilerimle.....     

,

 

                                                                                                                             YAVRUNUZ   


Tarih: 12:40, 13/8/2006 Kategori: Forum
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

AMAÇ!!!

Herkes hoşgelsin ben hoşbuluyum sizcede öyledir heralde... Bu bloğu yapmamın amacı size bazı şeyleri gösterebilmek...

 

Geçen gün bir slayt üstüne de bir video izledim hatta üzerine bir de yazı okudum. Ne söyleyeyim kan beynime sıçradı. Bende sizin de bunları görmeniz açısından bu bloğu yapmaya kalkıştım inşallah becerebilmişimdir...

 

Blogta slayt ve video sunumu olmadığından beynime kanların sıçradığı o görüntüleri size izletemiyorum artık onları da başka yollardan hallederiz...

 

Lütfen dürüst olalım işi cıvıklığa vermeyelim ve yorumlarımızı öyle yazalım..


Tarih: 12:13, 12/8/2006 Kategori: Forum
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

                      GS'LILAR NEDEN EZİKTİR...

 

Ýnsanlarin genleri vardir.Bu genler ebeveynlerden cocuklara gecer ve irsiyet denilen kavram meydana gelir.Camialarin da , futbol takimlarinin da ‘insan’ faktorune dayali oldugu dusunulurse ‘takimlarin da genleri vardir’ demek cok da yanlis olmaz.Bu sebeptendir ki Galatasaray , Ankaragucu gibi takimlar ‘kupa beyi’ olarak adlandirilirken Fenerbahce lig usulu yarismaya eliminasyon sistemine gore daha yatkindir.


(Düşün Hagi Düşün)


Dikkat edilmesi gerekilen ikinci husus , gecmis donemler incelenirken ‘zamanin sartlarini ve psikolojisini’ iyi bilmeyi , anlamayi gerektirir.Ornegin 50 sene evvelin Turkiye’sini yorumlarken bugunun kriterlerinden yola cikmak buyuk yanilgilara yol acacaktir.Bir nevi tarihe ‘empatik’ bir yaklasim gereklidir.

ARTIK SORULARIMIZA CEVAP ARAMAYA BASLAYABILIRIZ

Hepinizin bildigi uzere Galatasaray 1905 senesinde , Fenerbahce de 1907 senesinde kurulmus iki kuluptur.Donem Osmanli Imparatorlugu’nun son seneleridir.Ýstibdat rejimleri ve savaslar arasinda futbol insanlar icin cok da kitlesel olmayan yeni bir ‘eglence’ aracidir.Mantikli bakilacak olursa , o yillarda ve o gunun sartlarinda herhangi bir futbol hatta spor kulubunun kitlesel destegi bulabilmesi icin kulubun olgunlasmasý ve istikrarli basarilar kazanmasi yani en az 20-25 senelik bir surec gerekli idi.Ya da ....

Iste bu ‘ya da ‘ bolumu biz Fenerbahcelilerin sikca ortaya getirdigi, basta Galatasaraylilar olmak uzere diger takim taraftarlarinin alayla yaklastigi meshur ‘Istanbul’un isgali – Kurtulus Savasi – General Harrington Kupasi’ gunleridir.

Donemin sartlarini anlamak gerek demistik.O yillarin Turkiye’sini (dogrusu Osmanlisini) dusunun.Futbol denen bir oyun hizla yayginlasiyor.Henuz bu oyunla ilgili bir Milli Takim yok.Dunyanin sembolik anlami en kuvvetli sehirlerinden Istanbul isgal edilmis ve bir Turk futbol takimi bildigi tek silahla, futbolla dusmana meydan okuyor.Ve yaptigi yirmiye yakin macin hemen hepsini kazanirken, sehrin ve dolayisiyla ulkenin maneviyatini bozmaya yonelik bu spor faaliyetindeki muhtemel hezimetleri zafere donduruyor.General Harrington Kupasi ile bu muvaffakiyet zirveye ulasiyor.Gene o donem psikolojisini hatirlayin.Sampiyonlar Ligi , UEFA kupasi, Avrupa Kupalari gibi kavramlar yok.Rakip olan her ‘gavur’ takimina karsi alinacak galibiyet savas meydaninda elde edilen zaferler kadar kiymetli ve ses getirici.Bu acidan Fenerbahce elde ettigi basarilar ile bir anlamda olmayan ‘Milli Takim’ boslugunu dolduruyor ve Turkiye’nin ilk ‘kitlesel sevgiye ve destege ulasan takimi’ oluyor.Bu gonul baglama Fenerbahce’nin ‘her zaman en cok taraftara sahip olan takimi’ olma gerceginin en saglam temeli haline geliyor.Daha sonra Kurtulus Savasi sirasinda Fenerbahce Futbol Takimi’nin verdigi sehitler ve kulup binasinin Anadolu’ya silah sevkiyati noktalarindan biri olarak kullanilmasi , Galatasaray ve Besiktas gibi kuluplerin de benzer fedakarliklarina ragmen Fenerbahce’ye olan ulusal sevgiye Anadolu’yu da katiyordu.Genc Cumhuriyetin kurucusu olacak Mustafa Kemal’in kulube ziyareti de bu manada buyuk onem kazaniyor, bir anlamda ulkenin en kudretli insani Fenerbahce’yi resmen ‘taniyordu’.Ve Turk insaninin ‘genleri’ yeni bir mirasin tasiyiciligina basliyordu :’Fenerbahce sevgisi’.

Turk Futbolu’nun bu ilk donemlerinde Fenerbahce cephesinde bunlar olurken, tertiplenmeye baslanmis olan Ýstanbul merkezli turnuvalar ilk sampiyonlarini yaratirken Fenerbahce – Galatasaray – Besiktas arasinda ezeli rekabetin ilk tohumlarini da atiyorlardi.Bu noktada uc kulup kisa sure icerisinde digerlerinden siyrilmayi basariyor ve yukarida bahsedilen sebeplerle Fenerbahce bu takimlarin en sevileni olarak one cikiyor.

1930’lu yillara gelinmistir.Yani kitlesel bir hareketi tetikleyemeyen takimlarin topladiklari kupalarla taraftar bulmaya baslayacaklari doneme, yani kulubun olgunlasma donemine.Iste tam bu donemlerde Galatasaray 1930-1948 arasini kapsayacak 18 yillik bir suskunluga burunur.Bu kayip seneler taraftarlik manasinda o derece duraganlik yaratir ki sari-kirmizililar icin , efsanevi kaptanlari Turgay Seren bile o donem ve takip eden yillari aynen rahmetli Ýslam Cupi’nin belirttigi gibi ‘Inonu’de iki direk arasina sigilan’ seneler olarak ifade eder.

Seneler gecmekte ve uc kulup buyumektedir.Ancak Fenerbahce cok ilerilerdedir.Isgal gunlerinde baslayan destege karsiligi hep kazanilan birinciliklerle veren Fenerbahce bir anlamda ‘iktidar’ ve ‘kudret’in spordaki simgesi oluyor , hatta politk kuvvet denemeleri artik Fenerbahce uzerinde verilir oluyordu.Altinordu takiminin Fenerbahce’den aldigi alti futbolcu, esasen politik ve askeri gucun simgelenmesi ifadesi oluyor , ancak Fenerbahce bu dusuncedekilere de derslerini sahada aldigi basarilarla vererek gene gonulleri fethediyordu.

Fenerbahce’de bu gelismeler ve sportif basarilar kazanilirken , G.Saray bir turlu ‘ice kapali, lisenin ve ozel bir grubun’ takimi olmaktan kurtulamiyordu.Fenerbahce halkin takimi olurken Galatasaray Avrupa sempatizani ‘monser’goruntusunde kalmaya devam ediyordu.

1950’li seneler boylece geciliyor ve ‘Profesyonel 1. Lig’ donemi basliyordu.Uc buyuklerin rekabeti artik iyice siddetlenmis yeni kurulan lige tasmisti.Ancak bu yeni ligde de Galatasaray’in basina ikinci felaket geliyor ve bu kez de 13 senelik bir bekleme donemine giriliyordu.Kitlelere mal olma anlaminda1930-48 krizinin etkilerini ancak asmaya baslayan kulup ikinci bir basarisizlik donemine giriyor ancak Fenerbahce kuruldugu gunden beri surdurdugu sýk araliklarla kupa toplama gelenegini devam ettiriyordu.

Futbolcusu ugruna jet ucaklarini kaldirabilen, Dunya Sampiyonu Brezilya’nin unlu Didi’sini takiminin basina getirebilen , Pele’li Santos ile ozel mac yapabilen Fenerbahce ulke futbolunun Brezilya’sidir artik.Ve bu gercek 90 ‘li yillara kadar tartisilmayacaktir bile.

GALATASARAYLI NEDEN EZIKTIR?

Eziklik psikolojisini anlayabilmek icin 13 – 18 senelik basarisiz donemlerin taraftarlar uzerindeki etkilerine ve ‘genlere’ bakmak lazim.Bir ornekle aciklayalim.1967 dogumlu bir Galatasarayli oldugunuzu dusunun.Cocuksunuz sampiyonluk yok , bulug cagina geliyorsunuz yok, ilk kez asik oluyorsunuz ama hala sampiyonluk gorememissiniz , Ehliyet almissiniz, oy verme hakkina kavusmussunuz ama takiminizin bir sampiyonluk turuna hasret kalmissiniz.ayni kabusun beterini 1930-48 faciasini goren dedeniz ve babaniz da yasamis.Hatta babanizin ikinci ‘buyuk bekleyisi’ bu.Kolay degil 56 senelik bir periyoda sigdirilabilmis 31 kabus yil.Daha da acisi ve eziklik psikolojisinin sebebi ise Fenerbahcelilerin bu donemlerde hep basarili olmasi , okul hayatinda , is hayatinda hep Fenerlilerin alaylari altinda bir azinlik toplulugu gibi yasamak.Besiktas’i kardes kulup ilan ederek Fener’e karsi ‘omuz omuza’ mucadele vermek.

Iste bunca acili onyillardan sonra elde edilen ilk sampiyonluklarda prim olarak verilen arabalar, kolayca yumurtlayan rakip kaleciler, 0-8’lik muhtesem zaferler damaklarda kekremsi bir tat birakmis ama ‘kazanmak icin her yol mubahtir’ dusuncesini de sari-kirmizi beyinlere kazimistir.Tam da ‘kolayca koseyi donme’ yillarina denk gelen bu kazanimlar 80’li yillarin atmosferine ‘cuk’ oturmustur.

80’lerde ilk sinyallerini veren , 90’li yillarda tavan yapan ‘Fenerbahe’nin kara-Galatasaray’in altin donemi ’ medyanin ve bilgisayar caginin zirve yaptigi bir donemde yasanmasi sebebiyle olumlu ve olumsuz etkilerini misliyle artirmistir.Bu donem Galatasaray icin inanilmaz bir reklam Fenerbahce icin de bir o kadar olumsuz etkiler yaratmistir.Sonucta 4 sene ustuste sampiyon olan ve UEFA Kupasini muzesine tasiyan Galatasaray, hele ki sonuncusunu Fenerbahce’nin Pendik’e elendigi sene yasamasina ragmen bir turlu Fener’in yarattigi toplumsal etkiyi yapamamis, bilakis Fenerbahce’nin son sampiyonlugunun adeta toplumsal bir histeriye donusmesini inanmaz gozlerle seyretmek zorunda kalmistir.

Ýste yazinin basinda belirttigim cok kuvvetli tarihsel temel, babadan cocuga gecen genler , olumlu-olumsuz tum psikolojiyi sonraki nesillere tasimistir.13 sene sampiyonluk gormemis ve Fenerlilerce horlanmis bir adamin gec yaslarinda gelen buyuk zaferleri uzerinde cok dogal ve kontrolsuz bir ‘zincirinden bosanma’ etkisi yaratmakta, bu his babadan ogula gecmektedir.’Gormemisin cocugu olmus tutmus pipisini koparmis’ misali UEFA kupasi meclise tasinmis, her tartismaya ‘biz avrupa sampiyonuyuz ‘diye girilmistir.Ancak genler babadan ogula dogru gecmeye sinsice devam etmistir. Ayni olayin ters etkisi Fenerlilerde de yasanmis, daimi basarilara aliskin babalar, gercek efendinin kim oldugunu iyi bilmenin vakari icerisinde (ki onlara da bu duygu babalarindan mirastir) yasanan zor gunleri atlatilacak kisa sureli buhranlar olarak gorup bu maneviyati bilerek ya da bilmeyerek evlatlarina vermislerdir.Bu yuzdendir ki 10 yasindaki cocuklar bile Fener’in buyuklugunden suphe etmez ve tum olumsuzluklara ragmen 82. dakikada atilan gole cok da fazla sasirmaz.

Son olarak taraftar potansiyelindeki bu farklilik soyle de aciklanabilir.Futbol tarihimizin ilk bolumunu yukarida inceledik.Profesyonel Lig bolumu dikkatle incelendiginde G.Saray’in 4 senelik, 3 senelik, 2 senelik sampiyonluk serileri vardir.Bu da belli jenerasyonlar uzerinde etkili ama surekliligi olmadigi icin daimi kitlesel tavirlara uzak gecici taraftar topluluklari yaratir.Fenerbahce ise genellikle tek tek veya iki senelik sampiyonluklar yasadigi icin ‘sureklilik ve buyuklukte istikrar’ sebebiyle ‘saglam’ bir taraftar kitlesine sahiptir ve gene ayni sebeple G.Saray, Besiktas ve Trabzonspor iyi olduklari donemlerde karsilarinda hep Fenerbahce’yi bulmus ve dogal olarak en cok da ondan nefret etmislerdir.

Toparlamak gerekirse, ‘Fenerbahce Cumhuriyeti’ , ‘Fenerbahce devlet icinde devlettir’ , ‘Her Turk Fenerbahceli dogar’ gibi kavramlar eger bu ulkede atasozu haline gelmisse bu bosuna degildir.G.Saray gibi Avrupa hayrani-taklitcisi zihniyetler Isvicre takimlarindan ‘cim bom’ kelimelerini apartip ‘aslan’ gibi Turkiye’de gorulmedik hayvanlari sembol olarak secerken, ‘Fenerli’ gibi son derece yalin bir tanimlamaya ve ‘kanarya’ gibi hemen yanibasinda olabilecek mutevazilige sahip sari-lacivert camia ‘Turk insaninin ilk goz agrisi’ ve bir ‘halk hareketi’ oldugunu 2001 senesi sonundaki sampiyonluk kutlamalarinda gostermistir.Kimi bilgi yoksunlari bunu ekonomik krize baglasalar da , tek gercek Fenerbahce’nin 1907’den beri kesintisiz en buyukluk tahtinda oturmasidir.Eline gecirdigi tarihi firsatta bile Fenerbahce’nin onunde gundem olamayan Galatasaray , Fenerbahce’nin ‘sazi tekrar eline aldigini’ farketmis ve efsanenin henuz sadece ayak seslerini duyduklarini idrak etmistir.Darisi farkedememis olanlarin basina.


Tarih: 12:06, 12/8/2006 Kategori: Spor
Yorum (4) | Yorum yaz | Bağlantı

                       Türkiye

Aralık 2002'deki Kopenhag zirvesi Türkiye'yi katılım öncesi ülke konumuna sokmuştur. Türkiye'nin Kopenhag Kriterlerini yerine getirip getirmediğinin AB Konseyi tarafından 2004 Aralığında belirlenecek olmasına rağmen Türkiye 1 Ocak 2004 tarihinden itibaren katılıma yönelik mali yardım almaya başlayacaktır.

Türkiye Avrupa Topluluğuyla 1963 yılında bir Ortaklık Antlaşması imzaladı. 1987 yılında AT üyeliği için basvuran Türkiye 1991 yılında nihayet bir Avrupa Antlaşması imzaladı. AT ve Türkiye arasındaki Gümrük Birliği 1995 yılında tamamlandı. 2000 ve 2001 yıllarında Komisyon Türkiye için bir katılım öncesi strateji belirledi ve Türkiye ile bir Katılım Ortaklığı imzalandı.

Türkiye 610 bin kişilik silahlı kuvvetleriyle dünyanın sekizinci, Avrupa'nın en büyük ordusuna sahiptir. Aralık 2002'de Türkiye AB'nin NATO üslerini AB askeri amaçları için kullanabileceğini kabul etti.

 

Gelecek

Türkiye'nin AB üyeliği fikri Konvansiyon Başkanı Giscard d`Estaing ve diğer önde gelen Hristiyan Demokrat politikacılar tarafından kabul görmemistir.

Türkiye'nin nüfusunun 2000-2005 yıllarında 69.2 milyondan 2010-2015 yıllarıda 78.4 milyona ve 2020-2025 yılları arasında 86.2 milyona çıkması beklenmektedir. Böylelikle Türkiye üye olduğu takdirde en büyük AB ülkesi olacaktır.


Tarih: 11:57, 12/8/2006
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

                                          Israel-Lebanon Conflict

 

The 2006 Israel-Lebanon conflict is an ongoing military conflict in Lebanon and northern Israel, primarily between Hezbollah and the Israel Defense Forces (IDF). The conflict began two weeks after the start of the 2006 Israel-Gaza conflict.

The conflict began by a cross-border Hezbollah raid and shelling, which resulted in the capture of two and killing of eight Israeli soldiers. Hezbollah demanded the release of Lebanese prisoners from Israeli jails, offering a prisoner-for-prisoner exchange, announced on public television throughout the Middle East. Israel initiated an air and naval blockade of Lebanon, massive airstrikes across much of the country, and ground incursions into southern Lebanon. Hezbollah has launched numerous rocket attacks into northern Israel and has engaged the Israeli Army on the ground with hit-and-run guerrilla attacks.

The conflict has killed hundreds of people, caused widespread infrastructure damage in Lebanon, displaced more than a million people, and disrupted normal life across all of Lebanon and the northern part of Israel. Attacks by both sides on civilian population centers and infrastructure have drawn sharp criticism internationally.

On 11 August 2006, the United Nations Security Council unanimously approved UN Security Council Resolution 1701, in an effort to end the hostilities. The Lebanese government will discuss the resolution in a meeting on 12 August and the Israeli cabinet in a meeting on 13 August. Indications are that both governments will accept the resolution.


Tarih: 11:51, 12/8/2006 Kategori: News
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

                                              "MUHARREM AYI"

 

Muharrem ayının manevi iklimi ve bu ay içinde yaşadığımız acıları milletimizin topyekûn paylaşması ortak payda ve milli kimliğimizi, birlik ve bütünlüğümüzü göstermesi açısından önemini ortaya koymaktadır. Nice yüzlerce “gönül ve dava adamı” vasıtasıyla, başta Anadolu olmak üzere milyonlarca kilometrekarelik coğrafyaları manevi olarak fetheden anlayışın temeli de bu olmuştur.

İnancı, kıblesi, mezarları, sevinçleri, acıları, bayramları, tarihi ve dili bir olan, ortak bir maziden gelen, beraber gülüp-beraber ağlayabilen, ortak kaderi paylaşan, bir milletin mensupları olarak görüyoruz ki, miletimizin en büyük ortak paydalarımızdan birisi de, bu manevi iklimde ecdadımıza olan sevgi, saygı ve bağlılığımızdır.

Muharrem ayında milletimizin, ecdadımızın yaşadığı acıları paylaşması ve bu acıları anması müşterek değerlerimiz ve inancımızdaki derinliği göstermektedir.

Bügün müşterek değerlerimizde buluşmamızı istemeyenler, maalesef bugün bizleri ayrıştırmak ve çatıştırmak için en mukaddes değerleri bile kullanmak istemekte ve istismar etmektedirler.

Bugün ülkemiz ve İslam âlemi üzerinde emelleri olanları içimize maksatlı olarak hem siyasi, hem sûn’i kavramları sokmaya çalışmaktadır. AB’nin Müslüman azınlıkların oluşturulması, azınlıklar tanımının geliştirilmesi, milli kimlik unsurlarının ayrıştırılmasına yönelik talepler karşısında AKP İktidarının verdiği taviz ve sergilediği teslimiyetçi, politikalar, ülkemizi bir “bağımlılığa” ve “çatıştırma/ayrıştırma” ortamına doğru sürükleme senaryosunun unsurlarıdır.

Bütün bu oyunları ortadan kaldıracak olan husus milletimizin fertlerinin, milli kimlik ve inancımızı paylaşma konusunda ortaya koyduğu tavır ve anlayıştır. Bugünlerde milletimizin Peygamber Efendimizin karikatürleri karşısında ortaya koyduğu topyekûn tavır, tutulan oruçlar ve dağıtılan aşurelerimizle topyekûn paylaştığı değerler, ayrıştırma taleplerinin ne kadar temelsiz olduğunu da göstermektedir.

Milli şuurdan ve milli tarih ruhundan uzak, her imkân ve yolu sadece hâkimiyetinin muhafazası için kullanan bu anlayışın, milletimizin acısını paylaştığı Hz: Hüseyin’in iman, cesaret ve dava adamlığından nasiplenmesi dileğimizdir.


Tarih: 23:40, 11/8/2006 Kategori: Siyaset
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

                             AKP HALKIN SAĞLIĞI İLE OYNUYOR!!!

 

Maliye bakanlığının 01 Temmuz’da yayınladığı, “Tedavi Yardımına İlişkin Uygulama Tebliği” ile getirilen sistem, sağlıkta bir kaos yaratacaktır.

“Tek fiyat uygulaması” çağdışı bir zihniyettir; hastalığına, tedavisine, durumuna bakılmaksızın hasta başına tek fiyat ödeme sistemi, insanı yok saymaktır, insana saygısızlıktır.

“Ne alırsan bir milyon” yaklaşımı Sayın Maliye Bakanı ve AKP’nin “Tüccar Siyaset” zihniyetine uygun olabilir.

Ancak, söz konusu olan insan sağlığıdır!

İnsan, AKP’nin anlamayacağı kadarda çok değerlidir.

Bu sistemde, hasta başına 29 YTL yapılacağı, bunun dışındaki tüm masrafların hastadan talep edilmesi istenilmektedir.

Böyle bir fiyatlandırma ile hiçbir sağlık kuruluşu sağlık hizmeti veremez.

Personel ve sabit giderlerinin tamamı genel bütçeden karşılanan Devlet Hastaneleri de bu fiyatlarla yeterli bir tedavi hizmeti veremezler.

Bu sistemle, parası olmayan hastalar ölüme terk edilmiş olacaktır.

Artık yeterli para biriktirmeden kimse hasta olmamalıdır!

Bu sistem, hızla, hasta ile doktoru ve hastane çalışanlarını karşı karşıya getirecektir.

Bu sistem, derdine çare arayan insanlara, yoksul olmanın utancını yaşatacaktır.

AKP Hükümeti, Anayasal bir sorumluluk olan, vatandaşın sağlık ve sosyal güvence hakkını gasp etmektedir.

Aslında, Hükümet, bir Anayasa suçu işlemektedir.

Halkın sağlığı ile oynamaktadır; Hekimi reçete yazma makinesine dönüştürmekte, hastayı kobay durumuna getirmektedir.

Herkese bedelsiz sağlık hizmeti sunacaklarına söz veren AKP, Türk halkını yine aldatmıştır, kandırmıştır. Sorarlar; Genel Sağlık Sigortası’nı kim için ve ne için çıkarttınız?  

İnsanların hayatı ile, ekmeği ile, onuru ile oynamanın mutlaka bir bedeli olacaktır.

AKP Hükümeti bu yaptıklarının bedelini sandıkta Türk halkına mutlaka verecektir.


Tarih: 23:37, 11/8/2006 Kategori: Siyaset
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı
orhunvelierer@hotmail.com orhunvelierer@hotmail.com<%Kategoriler%> (((===)))

<- | Sonraki Sayfa ->